YARGITAY KARARLARI
Bu bölümde Yargıtay’ın kamulaştırma ile ilgili vermiş olduğu kararlardan örnekler bulabilirsiniz…  


BİRİNCİ KARAR
(Kamulaştırma bedelinde faiz)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ


E. 2007/10973 - K. 2007/13778 - T. 26.11.2007
DAVA: Taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesinde ve buna göre kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR:
Ancak; 1- Hükmedilen bedele kamulaştırma işleminin idari yönden kesinleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, el atma tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesi,
2- Davanın niteliği gereği tescile karar verilemeyeceği halde, aksi kanaatle tescile hükmedilmesi doğru değilse de bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının,

SONUÇ:
a) Faize ilişkin birinci bendindeki 'el atma' kelimelerinin çıkarılarak yerine 05.12.2003 rakamının yazılmasına,
b ) Tescile ilişkin ikinci bendin hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekilde düzelterek ONANMASINA, 26.11.2007 tarihinde karar verildi.


İKİNCİ KARAR (İrtifak kamulaştırmasında bedel tespiti)



T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 2010/5-647 - K. 2011/37 - T. 9.2.2011

DAVA:
Taraflar arasındaki "Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon Asliye 3.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 07.07.2009 gün ve 2008/225 E-2009/162 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 01.04.2010 gün ve 2009/19531-2010/5389 sayılı ilamı ile;

( ... Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Kapama fındık bahçesi niteliğindeki taşınmaza net fındık geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmaz üzerinde bulunan binalar için bayındırlık birim fiyatları esas alınarak ve yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

Kamulaştırma Kanununun 4. ve 11. maddeleri uyarınca kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz malda meydana gelecek kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedeli olarak belirlenir. Bu nedenle dava konusu taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçmesi nedeniyle irtifak hakkı belirlenirken, zemin ve bina bedellerinin toplamı esas alınarak taşınmazın tamamında meydana gelecek değer düşüklüğü oranı ile taşınmazın zemin ve bina dahil tüm bedeli çarpılmak suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespiti gerekirken, bina bedelleri hesaplama dışı bırakılmak suretiyle az bedele hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; irtifak bedeli belirlenirken, irtifaktan etkilenen zemin ve bina bedelleri toplamının esas alınması gerektiği halde; Yerel Mahkemece, enerji nakil hattı tesisi nedeniyle zemin için ayrı bina için ayrı irtifak bedeli hesabı yapan bilirkişi kurulu raporundan, salt irtifaktan etkilenen zemine ilişkin bedel hüküm altına alınmış olup, irtifaktan etkilenen bina bedelinin hesaplamaya dahil edilmemiş olmasına göre; Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 09.02.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.


ÜÇÜNCÜ KARAR (Kamulaştırmada tebligat)



T.C. YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/9057 - K. 2010/14150 - T. 1.11.2010


DAVA: Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanunu'nun 17. maddesine dayalı olarak taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

1-Davacı İdarenin, Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen tapu idaresi haricinde kalan yerlerden araştırma yaptıktan sonra adresleri bulunamayan bir kısım davalıya kamulaştırma belgelerini gazetede ilan yolu ile tebliğ etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen davalıların tebligata yarar adreslerinin Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunup bulunmadığının ilgili müdürlükten sorulması ve adreslerinin bulunmaması halinde gazetede ilan yoluyla yapılmış olan tebliğ işleminin bu takdirde geçerli sayılması gerektiğinin düşünülmemesi.

2-Kamulaştırılan taşınmazda paydaş olan Zerrin C. 15.08.1988 tarihinde ölmüş olduğundan. 30.11.1995 tarihinde ağabeyine teslim edilmek suretiyle yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zerrin C. mirasçısı olan davalılara yapılmış bir tebliğ işlemi de bulunmadığından bu kişinin payı yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden payına yönelik davanın reddi gerektiğinin dikkate alınmaması,

3-Kamulaştırılan taşınmazda paydaş olan Ganimet G. satış vaadi sözleşmesi ile payını Müslüm Ç.'ye satmış ve bu sözleşme kamulaştırma işlemine ilişkin olan 27.09.1995 tarihli şerhten önce tapu kütüğüne 28.02.1990 tarihinde şerh edilmiştir. Taşınmazda paydaş olan Ganimet G. adına çıkartılan kamulaştırma tebligatı, nedeni belirtilmeyen imkânsızlıktan söz edilerek köy ihtiyar heyeti azasına yapıldığından geçersiz olmaktan başka, tapu kütüğünde bulunan şerh lehdarı Müslüm'e yapılmış bir tebligat da bulunmadığından Ganimet G. payı yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden bu paya yönelik davanın da reddi gerektiğinin dikkate alınmaması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


DÖRDÜNCÜ KARAR (Kamulaştırmada bilirkişi raporu ve geçerliliği)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/1857 - K. 2011/9390 - T. 31.5.2011

DAVA:
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçerli değildir. Şöyle ki;

1-Kamulaştırma Kanunu'nun 15. maddesi ile Kamulaştırma Davalarında Bilirkişi Olarak Görev Yapacakların Nitelikleri ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğinin 8. maddesi uyarınca Bilirkişi Kurulu; kamulaştırmaya konu olan taşınmazın cins ve niteliğine göre; ihtisas odaları tarafından bildirilen listede yer alanlardan 3 kişi; il veya ilçe idare kurulunca bildirilen listede yer alan ve o bölgede gayrimenkul sahibi olan mühendis, mimar veya şehir plancılarından seçilecek 2 kişi olmak üzere 5 kişiden oluşturulması ve taşınmazın niteliğine göre 3'ünün aynı uzmanlık konusundan olması gerekir.

Mahkemece seçilen mahalli bilirkişilerin uzmanlık alanları belli olmadığı gibi, düzenlenen ve hükme esas alınan raporun da 3 kişi tarafından imzalanması nedeniyle geçersiz rapora göre hüküm kurulması,

2-Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu'nun 11/1-g maddesi uyarınca, arsalara kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan satışlara göre değer biçilmesi gerekir.

Bilirkişi raporunda, emsal karşılaştırması yapılmadan soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumda taraflara, emsal satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

3-Tapu kaydındaki takyidatın hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), 31.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.


BEŞİNCİ KARAR (Kamulaştırmasız el atma)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/2322 - K. 2011/6217 - T. 7.4.2011

DAVA:
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Kural olarak kamulaştırmasız el atmadan bahsedilebilmesi için idarece taşınmaza sahiplenme kastı ile fiilen el atılmış olması ve bu el atmanın kalıcı nitelikte olması gerekir.

Somut olayda bilirkişi kurulunun asıl raporunda dava konusu taşınmazın çöp depolama alanı olarak kullanıldığı belirtildiği halde, fen bilirkişisi krokili ek raporunda; dava konusu taşınmazın çöp toplama alanı olarak tel örgü ile çevrilen alan dışında kaldığı belirtilmektedir.

Bu itibarla taşınmaza tel örgü dışında kalan taşınmaza davalı idarece çöp vs. dökmek suretiyle fiili bir el atmasının söz konusu olup olmadığı, el atma var ise bu el atmanın sahiplenme kastı ile yapılıp yapılmadığı ve kalıcı nitelikte olup olmadığı yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde yapılacak keşif ile belirlenip, mahkemece bizzat yapılan gözlem de keşif zaptına yazılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine ve temyize başvurma harcının Hazine'ye irad kaydedilmesine, 07.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.


ALTINCI KARAR (Kamulaştırma bedelinin tespiti)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/14088 - K. 2010/21901 - T. 20.12.2010

DAVA:
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili ile davalılardan İsmail vd. vekilince verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili ile davalılardan İsmail vd. vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur.

Dosyada bulunan delil ve belgelere göre davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

Davalılar vekilinin temyizine gelince;

1- Dava konusu taşınmaz ile birinci bilirkişi kurulunca emsal olarak alınan taşınmazın değeri arasında 48 kat fark olduğu kabul edilerek taşınmaza değer biçilmiş olup, bu taşınmazların birbirine emsal teşkil edemeyecekleri ve raporun geçersiz olduğu dikkate alınarak, usul ve yasaya uygun olan ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile iki raporun ortalaması alınmak suretiyle aza hükmedilmesi,

2- Dava konusu taşınmazın geometrik durumu, yüzölçümü ve enerji nakil hattının güzergâhı dikkate alınarak irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğünün taşınmazın tüm değerinin % 50'si oranında olacağı gözetilmeden, değer düşüklüğü oranının iki raporun ortalaması alınmak suretiyle eksik bedel tespit edilmesi,

3- Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binalara resmi birim fiyatları esas alınarak değer biçilirken bir sonraki yılın m2 birim fiyatlarını geçmemek üzere değerlendirme tarihine eskale edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik bedel tespiti, Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davalılardan İsmail vd. vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), davalılardan İsmail vd.'den peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacı idareden peşin alınan temyiz harcının ve taraflardan peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 20.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YEDİNCİ KARAR (Kısmi kamulaştırmada bedel tespiti)



T.C. YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/12740 - K. 2010/3240 - T. 4.3.2010

DAVA:
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;

1- 7000 m² yüzölçümlü dava konusu taşınmazın 1433,52 m²'si kamulaştırılmış, geriye 5566,48 m²'lik tek parça kalmıştır. Kamulaştırmadan artan bölümün gerek yüzölçümü, gerekse konumu ve geometrik durumu itibariyle tarımsal işletme bütünlüğünün etkilenmeyeceği, herhangi bir değer kaybına uğramayacağı düşünülmeden artan kesimde kamulaştırılan alanın değerinin %35'i oranında değer kaybına hükmedilmesi,

2- Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre davanın niteliği gereği yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı ve davalı yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi,

3- Dava konusu taşınmaz üzerinde D... A.Ş. lehine mevcut ipoteğin kamulaştırma bedeline yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


SEKİZİNCİ KARAR (Kamulaştırmadan vazgeçme)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/17806 - K. 2010/14186 - T. 12.7.2010

DAVA:
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, kamulaştırma bedelinin arttırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Davacılara kamulaştırma işlemi tebliğ edilmiş, ise de; bizzat tebligatlarında imzanın davacılara ait olmadığı Adli Tıp incelemesi ile anlaşıldığı gibi tebligatların da 7201 sayılı Kanuna uygun nitelikte yapılmadığı anlaşıldığından, 2942 sayılı Kanunun 14. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemez.

Yine, sonraki işlemler nedeniyle davacıların kamulaştırmadan haberi olduğundan bahsedilerek, geçersiz tebligatlara hukuki kıymet izafe edilemez. Bu nedenle davanın reddedilmesi doğru değildir.

Ancak;

Dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasından davalı idarece 18.06.2008 tarihli kararla vazgeçilmiştir. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 21. maddesinde "idare kamulaştırmanın her safhasında kamulaştırma kararı veren ve onaylayan yetkili merciinin kararı ile kamulaştırmadan tek taraflı olarak kısmen veya tamamen vazgeçebilir." hükmü yer almaktadır.

SONUÇ: Dosya sunulan belge ile davalı idarece kamulaştırmadan vazgeçilmiş olduğu anlaşıldığından bu konuda, karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.



DOKUZUNCU KARAR (Kamulaştırılan malın geri alınması)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/9459 - K. 2010/11774 - T. 21.6.2010

DAVA:
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 Sayılı Yasa'nın 23. maddesine göre taşınmazın geri alınması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 Sayılı Yasa'nın 23. maddesine göre taşınmazın geri alınması istemine ilişkindir. Mahkemece hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Kamulaştırma Kanunu'nun 23. madde uyarınca, kamulaştırılan taşınmazın geri alınabilmesi için kamulaştırma bedelinin kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içinde kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem ve tesisat yapılmamış olması ve kamu amacına yönelik hiçbir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması gerekir. Geri alma hakkının doğmasından itibaren kullanılmayan hak 1 yıl içinde düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların davada bir bütün oluşturduğu kabul edilerek gerek dava hakkının doğumu, gerekse işlem veya tesisat durumu bedeli en son kesinleşen taşınmaza göre belirlenir.

Dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin projeye göre başka taşınmazların da kamulaştırıldığı anlaşıldığından, bu taşınmazlara ilişkin kamulaştırma bedellerinin hangi tarihlerde kesinleştiği tespit edilerek, 5 yıllık süreden sonra doğacak dava hakkının, bedeli en son kesinleşen taşınmaza göre tespiti gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve peşin alman temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


ONUNCU KARAR (Acele kamulaştırma)



T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/4373 - K. 2010/8199 - T. 10.5.2010

DAVA:
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece taşınmazın kamulaştırma bedelinin 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesine göre daha önce açılan acele el koyma dosyasında belirlendiği, yeniden bedel tespitinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın tescil işlemi yönünden kabulüne, bedel tespiti yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, sözü edilen Kanun'un 10. maddesine göre açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece Kanun'un 11. ve 15/son maddeleri gereğince taşınmazın değerinin yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerekirken 27. maddeye göre yapılan işlemin tespit işleminden ibaret olduğu, bedelin gerçek kamulaştırma bedeli olmadığı ve kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gözetilmeksizin, 27. madde gereğince açılan acele el koyma dosyasında değer belirlenmesi nedeniyle bedel tespit davasının reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyize başvurma harcının Hazine'ye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.